Bende küçüktüm, büyüdüm ve genç oldum. Belki anne, anneanne, babaanne olacağım. Sadece gözlerimi 5 Dakika kapatıyorum. Geçmişim, şimdiki zamanım, geleceğim gözümün önünden geçiyor. Hikayeme nerden başlasam bilemiyorum doğrusu …
2006 yazının ağustos sabahı saat 10:00 civarı evdeki sevinç çığlıkları ve ben! Düşünüyorum tekrar, isteyerek mi bu mesleği seçtiğimi ... O zamanlar cevabım tabi ki ‘ HAYIR’ oluyor… Karşı çıkmama rağmen benim için en iyi mesleğin bu olduğu söyleniyor büyüklerim tarafından. Yani OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ. Üzülüyorum, bir ömür çocuklarla mı geçer? diye düşünüyorum ama malum eğitim sisteminden de kaynaklanan bir sorundur ki açıkta kalmadığım için de şükrediyorum o sıralar...
Ve uzun bir Konya yolculuğu beni bekliyor, aklımda cevap veremediğim bir çok soruyla... Hayaller kuruyorum yol boyunca, öğretmen oluyorum, bir sürü çocuğum oluyor. Önlerine hamur yada kağıt verip serbestsiniz, istediğinizi yapın ben biraz oturayım diyorum; ama hala bir çok şeyin bilince de olmayarak… Öğretmenliği bu şekilde algılıyorum. Şimdi anlıyorum ki bilinçaltına attığım ve 0-6 yaşında yaşadıklarımdan dolayı bu kanıya varıyormuşum.
Aradan 3 yıl geçiyor ve evimde bu yazıyı yazıyorum. Ben ailemin zoru ile değil kendim isteyerek bu mesleği seçmişim aslında… Çocukken imrenerek baktığım öğretmenim benim ilerde hayatımın şekillenmesinde bir vesileymiş oysa ki. Bunu aldığım eğitimde ve bölüm başkanım Prof. Dr. Ramazan ARI hocamın sayesinde öğrendim. Meğer bizim hayatımızın şekillenmesinde okul öncesi önemli bir yer tutuyormuş. Bir insanın sinirli olmasından tutun, davranışları, yaşam tarzı her şey o yaşta şekilleniyormuş… O yüzden de bize çok fazla görev düşüyormuş ...
Evet başa geri dönelim. ‘‘DERSLER ve ÇOCUK’’ Hayatım tamamıyla bu olmuştu. Anlam veremediğim bir çok oyuncak yapımı ve çocukla ilgili dersler alıyorduk. Neden alıyorduk ki? Zaten çocukları sınıfta serbest bırakıp ben oturmayacak mıydım? Bu hayallerle üniversitemin özel uygulama anaokulunda gönüllü öğretmenliğe başladım. Hayal kırıklıkları ve mutluluklar peşi sıra birbirini takip etti. Çocukları serbest bırakmak diye bir şey tamamıyla hafızamdan silindi doğrusu. Okul öncesinin ne kadar önemli olduğunu o zaman gerçekten anladım. Çocuklara öğretilen her şarkının bile gelişime olan etkilerini gördüm. Biraz da Okul öncesinin önemine dönelim :
Gelişmekte olan ülkemizde sanayileşmenin paralelinde, yaşam koşulları kadının çalışmasını zorunlu kılıyor, bu da okul öncesi eğitimin önemini bir kat daha artırıyor. İlk üç yıl içinde çocuk, model olarak aldığı anne ve babasından alabileceğini alır ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psiko-sosyal olgunluğa varır. Ancak bu gelişim sınırlıdır. Froebel’ in deyişiyle:” Okul öncesinin amacı, öğrenmeye ilgi uyandırmaktır.”Okul öncesi çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerin serpilip gelişmesine yardımcı olur. Çocuk, okul öncesi kurumlarında en iyi oyun ortamını bulur,işbirliğini geliştirir, yaşıtlarıyla ilişkiye girer. Okul öncesi çocuğu, kendi hakkını korurken, paylaşmayı ve başkalarının özgürlüğünü zedelememeyi öğrenir. Bu kurumlar, çocukların sözel faaliyetlerine önem veren ve onlara hareket imkanı hazırlayan kurumlar olmalıdırlar.
Okul öncesinde renk, sayı ve kavramlar, çocuğun düşüncesine uygun bir biçimde somuta indirgenerek verilir. Parmak boya ve resim faaliyeti, su oyunu, kum oyunu, ritmik jimnastik, bloklarla oynama önde gelen oyun dizileri arasında sayılabilir. Çocukların en hoşlandıkları dramatik oyun köşeleri, doktorculuk, Bebekçilik, bakkalcılık köşeleridir. Çocuk en iyi ve örgütlü oyun ortamını burada bulur.aynı zamanda kuralları en etkili bir biçimde öğretebilen bir kurumdur. Çocuk, yaşıtlarıyla ilişkiye girerek birlikte yaşamayı, yemek, yemeyi, uyumayı ve oynamayı öğrenir. Böylece başkalarının özgürlüğünden haberdar olur, ”ben” ve başkası “ kavramlarının bilincine vararak yardımlaşma ve işbirliği duygusunu geliştirir.
Ve daha söylenecek bir çok şey … Evet gözlerimi tekrar kapatıyorum geleceği düşünüyorum. Kazandığım ilk yılla kıyaslıyorum kendimi ve arada uçurumlar denecek kadar fark görüyorum. Artık daha bilinçli, okul öncesinin önemini kavramış, mezun olup Türkiye’nin her bir köşesinde eğitime muhtaç insanlar için çalışmaya hazır bir ben duruyor…
Bundan sonraki yazılarımda 0-6 yaş çocuklarının dönem dönem gelişimlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
İREM SAVCI