Yüksek dağların ardı meşe ağaçları
Yamaç boyunca düşen gölgesinde
Uzanmışım, gökyüzünü seyrediyorum
Masmavi bulutlar geçiyor üstümden
Ellerimde çiğdem çiçekleri
Düşlere mısralar diziyorum
Şiirlerden öte bir şiir
Yarınlara saklıyorum.
İyilik meleğine bir dilek yolluyorum
Umutlar ekiyorum geleceğe
Yarınların mutluluğu için
Barışı arıyorum
Şiirler yazıyorum
Nasır tutmuş yüreğimle.
Uzakta kızıl bir güneş
Şeffaf bir aydınlık
Örtüyor karanlıkları.
Kayanın dibinde yeni yeşeren
Bir nergiz çiçeği
Yapraklarında saçların dalgalanıyor
Kokun, sesin, nefesin
Sanki bana gülümsüyorsun
Ellerine uzanıyor ellerim
Aniden kayboluyorsun.
Ardında yağmurlar yağıyor
Yıldırımlar düşüyor yanı başıma
Bir tufan kopuyor
Bir fırtına alıyor beni başka şehirlere.
Kırılan umutlarımı topluyorum
Dağılan hayallerimi
Gümüşi afaklarda bir güneş doğuyor
Bir ceylan koşuyor gözlerine eşkıyalardan
Yetim bir dize
Mazlum bir şiir
Sığınıyor merhametli yüreğine.
Tanımadığım yerlerde seni arıyorum
Yabancı bir meltem seni tarif ediyor
Karşı kıyıda haberini alıyorum
Fırat’ı geçiyorum, Dicle’yi yarıyorum
Ilusu’da aşkına boğuluyorum.
Aşkın gücü ellerimden tutuyor
Bir rüzgâr bırakıyor karaya beni.
Soluğumda isyan
Nefesim çılgın bir dalga
Med cezir gibi vurup duruyorum
Böğürtlen karası gözlerinin kıyısına.
İçimde pembe bir güvercin vuruluyor
Zifiri bir karanlık örtüyor üstümü
Yaralı yaralı seni arıyorum
Mavi mısralar diziyorum umuda
Vuslata kahverengi şiirler.
Bütün Mezopotamya’ya serptim
Mahmur gözlerinin rengini
Bereketli topraklarda ekinler simsiyah
Her yerde senin rengin, her yerde senin gözlerin
Çoğalıyorsun aşk boyu başak başak.
Yağmur öncesi bir telaş
Kuşları yuvaya götüren nedir
Aşk, sevgi, içgüdü…
Azgın dereler taşıyor içimde
Tarih boyunca koştum ardından
Bana reva gördüğün bu muydu?
Sevdan akıyor yüreğimin nehirlerine
Munzur kederli
Murat, Tamara’nın ölümünden beri yasta
Dicle, Mem u Zini arıyor
Fırat suyu kan ağlıyor baksana.
Gece boyu koşuyorum
Kaldırımlarda üşüyen umutlar
Geçmişin sayfalarında kırılgan bir iz
Dara’ da kaybolmuş bir tarih
Mardin’de üç dinin sembolüsün
Hoşgörüne sığınıyorum
Al beni Amed kokan gözlerine.
Meryem Ana Kilise’sinde çalınan çan
Ebubekir camisinde okunan ezan
Seni çağırıyor tarihin bağrından
Gel ey hasret kumrusu
Gel ey özlemin kokusu
Asurlardan, babillerden
Artuklulardan geriye kalan
Bin yıllık tarihi mirasım.
Ninovadan, Sardes’ten, Hasankeyf’ten
Eşsiz güzellikler getirdim sana
Kör bir kurşun misali
Yaralama beni
Oldum olası savaşlardan korkuyorum
Beni ölümlere mahkûm etme.
Tutsak bir şiir gibi
Kelepçeleme yüreğimi
Pas tutmuş zincirler kırılıyor içimde
Barıştan yana hangi şarkı çalıyorsa
Hepsini topla getir
Edi bese xeribi
Hasretinden prangalar eskittim.
Büyüdükçe büyüyor bu alev
Bu yangın, bu ateş
Özlemin ne zormuş sevgili
Günden güne eriyorum.
Göğsümde esrarlı bir kaçış
Cehennem vadisine koşuyorum
Ölüm tarihi belli olmayan bir faili meçhulün mezar taşında
Umutlarımı kurşuna diziyorum.
Gözyaşımda yetim kalmış bir hüzün
Ayrılıklar, yaralı, vurulmuş
Mardin vahşetinden geriye kalan yüzüm
Kırk dört parçaya bölünmüş.
Bedeli ödenmemiş bir aşkın esiriyim
Zindanlarda çürüdü yalnızlığım
Milattan önce başlayan
Bir sevdanın mahkûmuyum
Böğürtlen karası gözlerine sürgün etme beni.
Olasılıksız hülyalar taşıma bana
Âdeme elma yasaksa
Keşişlere evlenmek caiz değil mi?
Dayr’ûl umur’da aforoz et beni
Daha gayrı dayanamam
Mecalim tükendi artık
Tan yeri ağarınca
Sabah şafak sökünce
Bir cumartesi günü
Midyat’ta bir kiliseden çalan çan sesiyle
Süryaniler ayinlerine giderken
Sen de yüreğimin camisine gel
Kerboran’da buluşalım seninle.
Uğursuz bütün sözcükleri kovalıyorum etrafımdan
Kötü olan her şeyi
Gelişinin müjdesine mısralar dizeceğim
Notasız şarkılar besteleyeceğim
Yollara güller sereceğim
Sen gelmesen de
Hep seni bekleyeceğim sevgili
Ne vakit seni unutursam
Ne vakit yazmayı bırakırsam
Anla ki
Şiirler ölmüş içimde
Onun yasındayım.
Hasemoğlu Kudbettin ÇELİK
bilal deniz - 2010-03-01 21:32:41ellerindeki avuçlarına sığmıyorsa burak saçılsın toprağa yeşersin boy versin tohum açsın ürün versin ezilsin un olsun en mis ellerde yoğrulsun anaların ellerinde tandırlarda pissin en ucra yerlerine gitsin dünyanın belki insanlık yeniden hatırlanır ve kaybolup gider tüm kutsalsızlar. AMED TEN ZANİNGAHE TİGRİSTEN slaw u hurmet haval
Adınız/Soyadınız *
E-mail adresiniz
Yorum Detayı *