Merhaba hayat

Hani bir duygu vardır içinde herşeyi tamamlayacağına inandığın, yaşadığın iyi kötü ne varsa herşeyi unutmak istediğin ve kendinle başbaşa kalmak için uzaklaşmayı seçtiğin o titrek nefes... 
Hani bazen karşındakine inad, hayata inad, kendine inad yürürsün bilinmeyen bir şey üzerine, tutkun üzerine....

Ne zamanki yazmaktan uzak kalıp yeniden yazmak istediysem içimdeki yoğunluğa yenik düşüyorum aslında. Bana yaramıyor boş bir kağıttan uzak durmak. Alaturka müziğin tadında yaşamayı ne kadar özlediğimi işte o zaman anlıyorum ve özlüyorum.

Kendi evimdeyim artık, benim evim benim çatim, benim bahçem... Ama yabancı bir yerdeyim. Ne annem ne kardeşlerim ne bu dunyadan gocenler ne de dostlarim var etrafimda,o tanidik suratlarin hic biri yok artik yanimda,kabuguma cakilmis gibi onlari nerede biraktigimi dusundugumde aslinda benim onlari terkettigimi  hatirliyorum.
Gozyaslarim akiyor yine,hayallerim,emeklerim,ugruna didindigim tek bir sey kalmadi onlardan.Belkide kendim kacis ugruna artik herseyin yeniden basliyacagi bir hayatin icindeyim.

Pisman degilim,yine ayni seyi yapardim,yururdum uzerime uzerime...
Hayatimi  paylastigim guzel insanin sevgisi olmasa ,gozlerinin icindeki o mutlu isik olmasa yuzundeki o masum bakis olmasa gucum olmazdi bu yalnizligi yasamaya,hersetden herkesten uzak kalmaya... Yuregimde hissettiklerimi sadece yuregimde sakliyorum anlatabildiklerimi sadece ona anlatiyorum artik. Dışardaki karanlık yağmura inad masmavi giyinip loş ışıkta oturuyorum.

Yerde serili minderin üzerine oturup sadece sezen dinliyorum tüm gece, bu gece. Gözyaşlarım akmaya devam ettikçe gece boyunca yanan mumun titrek alevi üşümeye başlıyor. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken bir ayak sesi duyuyorum, bir şeyler konuşuyor ve yazdıklarımı okumaya başladığını hissediyorum sadece uykulu gözlerle.
Yanağıma bir öpücük kondurup canım benim diyor ve susuyor.
Sabah uyandığımda yazımın üzerine tarihi eklediğini görüp mutlu oluyorum.

Yemyeşil çimlerimin üzerinde parlak bir ışık doğuyor, günes arka bahçeme vuruyor önce. Evimi dolduran ahşap kokusunu içime çekip  açıyorum penceremi. Üç katlı evimin çatısına kadar tüm odaları dolduruyor müzik kokusu, mutfaktaki orkidelerim bile kıskanıyor bu kokuyu.

Aksam üzeri kızıllığı mutfaktaki penceremin perdesindeki boncuklarla dans ediyor adeta. Sade ve bence çok zengin olan evimin bu huzurlu nefesinin hiç bitmemesini diliyorum hep. Her ne kadar yerleştiğimiz ilk günkü sabah kahvaltısını hazırlarken orta parmağımı ekmekle birlikte doğradıysam bile yaşamak böyledir.

Acısı ve mutluluğu hep birlikte yaşanacak, iki dikiş izini her gördüğümde ömür boyu o sabahı hatırlayacağımı biliyorum.
İzi kalacak elbet yaşadığımız herşeyin, hayat öyle devam ediyor...

YAPILMIŞ YORUMLAR

canet alptekin - 2009-10-04 19:43:43
tesekkur edrim ,bende eskilerin neden gorunmedigini bilmiyorum,sayfa yenilenmis,ben uzun zamandir girmiyorumda nete:( o yuzden kendimi affettirecek bisi yazmaliyimda kalemim yazmiyo gercekten uzuluyorum
Rojin Baran - 2009-09-18 00:17:34
Selam canet siirleriniz cok güzel gönlünüze saglik. Sormak istedigim bir sey var sizin eski siirlerin arsivi yok mu sadece yeni yazdiklariniz mi yayinlaniyor ? eskiden hepsini görebiliyordun. Cevap yazarsaniz sevinirim iyi geceler

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *