Ana Sayfa
Foto Galeri
Benim Midyatım
Midyat Linkleri
Midyat ve Midyat'lılara ait ilk site. 1997'den bugüne...
Menüler
Ana Sayfa
Midyat Star FM
MİDER Derneği
MidyatNET Logolar
Foto Galeri
Midyat Evleri
Midyat Tarihçesi
Midyat Köyleri
Taş İşleme Sanatı
Midyat Camileri
Manastır ve Kiliseler
Midyat Yemek Kültürü
Telkari Sanatı
Süryaniler
Yezidiler
Benim Midyatım
Yeni fotoğraflar
Telefon Rehberi
Midyat?ta Basın
Tarihi fotoğraf Galerisi
Yeni fotoğraflar eklendi...
Midyat Linkleri
M. Lisesi Fotoğraf Albümü
E-devlet linkleri
Gezi Rehberi
A?den Z?ye Ulaşım
Midyat festivali
English information
Fotoğrafçıların Gözünde Midyat
İletişim Bilgileri
0482 464 13 64
0482 464 39 09
midyat.net@gmail.com
www.midyat.net
Işıklar mah. gölcük sk. no 5/1 Midyat MARDİN
GEÇMİŞ GELECEĞİN AYN( I )ASIDIR !
Bir balkan atasözü der ki: ‘‘Geçmişi bilmek, geleceği bilmekten çok daha zordur. Zira geçmiş mütemadiyen (devamlı) değişir.’’ Ben bu atasözünü duyunca iki soru kurcaladı kafamı: Peki geçmiş nasıl değişir? Peki ya geleceği bilmek nasıl olur da geçmişi bilmekten daha kolaydır? Öncelikle geçmişin nasıl değişebileceğini bir düşünelim. Benim şahsi kanaatim geçmişi; yaşlı ya da ilim erbabından dinleyerek, farklı kaynaklardan okuyarak ve bunların sonucu olarak geçmişe farklı açılardan bakarak değişebileceği yönünde. Fatih’in İstanbul’u Fethi İslam Tarihinin sayfalarına altın harflere girerken, Hıristiyanlık Tarihinde büyük bir felaket olarak yerini almıştır. Fethi bir Yunanlıdan dinlerseniz bir kara gündür, bir Türkten dinlerseniz bir bayram günüdür. Bu farklı açıdan fethe bakmanın bir sonucu değil midir mesela?
Tabii ki benim asıl üzerinde durmak istediğim, geçmişi çok iyi analiz ederek geleceği daha iyi bilmek ve geleceğe insanlığa fayda sağlayacak şekilde yön verebilme hususudur. Geçmişe ne kadar giderseniz, geleceği o kadar görebilirsiniz. Şimdi bir aynanın karşısına geçin ve elinizi aynaya yakın mesafede tutun. Aynada elinizin zahiri bir görüntüsü olacak ve mesafesiyse sizin aynaya olan uzaklığınız ölçüsünde olacaktır. Eliniz aynadan ne kadar uzaklaşırsa, aynanın içerisinde o uzaklıkta ve zahiri bir görüntüsünü göreceksiniz. Bu örnekte eliniz yaşanılan olaylar, elin zahiri görüntü ise gelecekte ki olaylardır ve mesafe artıkça yani siz geçmişe gittikçe geleceği bilme yetiniz artacaktır. Bizim demek istediğimiz elbette kahin olmak
değildir, bilakis malumun ilanıdır. Saatte
100 km
hızla yoldaki hiç uyarı levhası bulunmayan belediye çukuruna doğru Ferrari ile giden aşırı alkollü zengin gencin (hızını sabit 100km/s mesafesini ise 100km/s ) tam bir saat sonra malum çukura düşeceğini bilmek kehanet değil, fizik ve hayat bilgisi derslerinden kalan bilgi birikimini kullanmaktır.
İşte bu bağlamda diyeceğim o dur ki dostlar! Gelin bir geçmişimize bakalım, ki geleceğe yön verelim. Bunun için önce bir geçmişimizi öğrenelim, okuyalım, ve dinleyelim. Olaylara zamanın ve mekanın şartlarını göz önüne alarak üç boyutlu yaklaşalım. Hem ülkemiz olsun hem Midyatmız farklı dinlerden ve dillerden gelen insanlardan oluşuyor. Olaylara birbirimizi kırmayacak, üzmeyecek şekilde yaklaşalım. İsteyen açsın bir kitap okusun, isteyen gitsin bir alim ya da görmüş geçirmiş bir yaşlı bulsun. Hiç fark etmez. Önemli olan size geçmişi anlatacak ve size gelecek için yeni ufuklar kazandıracak bir şeylerin olması.
Geçmişi bilmeyenlerin, gelecekte yeri yoktur. Onların yaşamları yemek, içmek ve ölümü beklemekten ibarettir. Bahanesi zaman bulamıyoruzdur onların, ancak günde 4 saat televizyon izlerler. Zamanları yoktur onların ama günde 10 saat uykuya verirler. Ama ne bir kitabı okumaya ne de çocuklarına biraz hayatı öğretmeye vakitleri yoktur. Ellerindeki kumandayla çocuklarına ders çalışmaları için tavsiyelerde bulunurlar. Kapatalım televizyonları günde 1 saat çocuklarımıza dedelerinden atalarından bahsedelim. Açalım birer kitap günde bir saat ailece kitap okuyalım. Çocuklar da okuma kültürü ancak böyle oluşur zira. Oturduğumuz yerden ‘dediklerimi yap, yaptıklarımı yapma’ havasında çocuklarımıza da kendimize de fayda veremeyiz. Çocuklarımıza soru soralım, konuştuklarından kula verelim ki çocuklarda topluluk önünde konuşma özelliği oluşsun, okulda tahtaya çıktığında ayakları titremesin ve özgüveni gelişsin. İstanbul’u Fatih fethetti ama Akşemsettin olmasaydı ne Fatih olurdu ne de fetih…
Biraz sitemden sonra, yazımı sonlandırıyorum. Hadi dostlar! Geleceğin mimarı olmak için ya da geleceğin mimarı çocuklar yetiştirmek için taşın altına hep birlikte elimizi koyalım. Çok önemli bulduğum için sık sık tekrar ettim ama yine edeceğim. Okuyalım, okuyalım, okuyalım…
Mehmet Faruk ERTEKİN
Yazarın Diğer Yazıları
NİSAN YAĞMURLARI
GEÇMİŞ GELECEĞİN AYN( I )ASIDIR !
ALINTERİ MUTLULUK HORMONUDUR!!!
?DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN?
KALORİFER İCAT OLDU,KESTANE KEYFİ BOZULDU
TURİZM PASTASI ve MARDİN
ÇINAR AĞACI VE KABAK
MİDYAT KALKINMA KOMİSYONU
DİMYAT?A GİDERKEN MİDYAT?TAN OLMAK?
YAPILMIŞ YORUMLAR
henüz yorum yapılmamış...
Yorum Yaz / Bilgi Ekle
Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...
Adınız/Soyadınız
*
E-mail adresiniz
Yorum Detayı
*