KADININ ESTETİK ALANA HAPSEDİLMESİ

 

Başlık bile bir kanıksama duygusu uyandırıyor insanda. Kadın ve kadına dair yazılıp çizilenler o kadar tekrarı oldu ki birbirinin, içinde “kadın” kavramı geçen herhangi bir kitap, yazı, film ya da makale insanların genelinde zihinsel bir uyarıcı bile olmaktan uzaklaştı.

Yine de o kadar problemli ki kadın konusu, Meryem’den beri, söylenenlere gün geçmiyor ki bir yenisi eklenmesin, gün geçmiyor ki farklı değişkenler ve konumlamalar içinde  bu konunun farklı bir yüzü ve çetrefilli halleri çıkmasın ortaya.

Kadının estetik alana hapsedilmesi de aslında farkına yeni varılan bir konu değil muhakkak ama hem iletişim hem de tüketiciliğin sınırlarını zorlayacak derecede ilerlediği bu çağda çok su götüreceğe benzer bir konu olma özelliğini koruyor şüphesiz.

Sosyal medya boyutuyla yeni bir dönemece -hem de beş yıldan az bir sürede – giren iletişim alanı, her konuda ideal arketipi oluşturmaya devam ederken bireyler, spordan siyasete, edebiyattan sinemaya kadar her alanda düşüncelerini kendi kitlelerine kolayca iletebilmenin sarhoşluğu ve özgüveniyle bir kimlik oluşturma arayışında hala şoku atlatabilmiş değil. Kendi vitrinlerinden kendilerini sergilerken, her konuda ideal olana yaklaşma çabaları da oldukça dikkat çekici: ideal solcu, ideal sağcı, ideal kadın, ideal vatandaş, ideal milliyetçi, vs vs.

Hiç de sağlıklı olmayan bir narsizm, kendini tek ve biricik görmenin dayanılmaz çekiciliği, herhangi bir tarafa konumlanma isteği, imaj kaygılı yaklaşımlar, insanı kendi gerçekliğini oluşturmaya iten dürtüler, ironik bir şekilde insanın bu geçekliğe dokunmasına değil, teğet geçmesine yol açıyor. Sanal siyaset, klavye kahramanlığı, sanal flört gibi çoğu “virtual reality” denen sanal gerçeklik boyutunda cereyan eden ama asla gerçeğe değemeyen yaşantılar...

Konunun kadınla olan bağlantısı aslında çok da dolambaçlı değil. Medyada yaratılan ideal kadın imajının yazılı ve görsel boyutlardaki sirkülasyonuyla topmulsal hafızaya kazınan kadın imgelerinden bahsederek yeni bir şey söylemiş olmayacağız. Ancak kadının bu ideal bağlamda estetik alana hapsedilmesi hem medya hem de tüketim alanında hala konuşmaya ve deşmeye değer bir konu.

Özellikle tüketici kültürüyle, görsel alana parsel parsel taşınan kadın bedeni, kadın bedeni üzerinde başta erkekler olmak üzere herkesin söz söyleme hakkına sahip olması sonucunu doğuruyor doğal olarak. Göz altı kırışık gidericisinden, ayak bakım kremine, göbek piercinginden, diş e takılan pırlantaya kadar her parçasıyla estetik alanın bir parçası olarak buluyor kendini her geçen gün.

Medya, sosyal medyaya bir yönüyle evrilmeden önce, Marksist anlayışta hep  manipule edici, sömürücü ve beyin boşaltıcı roldeydi. Hala da öyle devam ettiği de söylenebilir. Bu konuyu hala üzerinde konuşulabilir kılan konu ise sosyal medyayla bu rolu kişilerin gönüllü olarak üstlenebilmesi. Yani kendilerini estetik alanın bir objesi halinde tanımlayabilmeleri ve “güzellik” ideline mümkün olduğunca yaklaşma çabaları.

Sosyal medya üzerinde bu çaba, kişilerin kendi vitrinlerinde kendilerini gönüllü teşhiri, bilinçli ve imaj kaygılı bir dışavurum ve gerçekten uzak, yapay bir benlik algısının oluşturulması suretinde çıkıyor ortaya...

Kadınların kendi benliklerini oluşturma süreçleri biyolojik ve ruhsal olarak bölünmeler ve evrilmelerle dolu. Kendi gerçekliklerinin farkına vardıkları andan itibaren öteki oldukları bir şekilde toplumsal mutabakatla oluşturulmuş kodlarla kazınıyor bilinçaltlarına. Öteki olmamak için, nesne olmak pahasına görselliğe hitabedebilmek için bu toplumsal uzlaşıya gönüllü olmayarak da olsa katılmak durumunda, belki farkında olarak ya da olmayarak ve bir yerden sonra da sorgulamayı bırakarak...

Kadının kendini estetik alana hapsetme sürecine gönüllü olarak katılması, insanlık tarihi kadar eski şüphesiz ama şu anda bu süreç sosyal medya değişkeni ile yeni bir boyut kazanmış durumda ve sanal gerçeklik, hepsi insanların özelde de kadınların kendini dizaynları olan vitrinlerle dolu, hepsi bir biriciklik ve benzersizlik iddiasında aslında en çok ideala benzemeye  çalışırken.

Kadının estetik alana hapsedilmeye çalışması sadece kadın bedeni üzerinden gerçekleştirimliyor kuşkusuz. kadına yakışıtığına ya da yakışmadığına kadın adına çoooktaan karar verilmiş belli davranış kalıpları, roller ve modeller kadını kendi gerçekliği ve toplumdaki yeri arasında çelişkilerden çelişkilere atıp duradursun, kadın değerini hem özel hem de kamusal alanda tek bir kriter belirlemeye devam ediyor: güzellik ve estetik.

Darvin’in “doğal seleksiyon”  teorisine benzer biçimde, güzellik ve estetiğe yaklaşmayan kadının “erkek dünyasında” pek bir varlık göstermesi de mümkün olmuyor,  yok sayılıyor ve toplumsal bir uzlaşıyla dışlanıyor. Süpürgesine binmiş cadı imajı J

Marksizme getirilen eleştirilerden biri de kategorik düşünme biçimiydi. Toplumsal tabakaları homojen varlıklarmış gibi ele alıp toplumu açıklamaya çalışmasıydı. Burada yaptığımız aslında bundan farklı olmadı. Kişilerin kollektif eğilimlerine “kite” muamelesi yapmak sizi doğrudan elitist yapar, düşüncelerinizi de gerçekten uzaklaştırır. Ancak burada yapmaya çalıştığımız tek şey, sebep sonuç ilişkisi içinde olayları açıklama ve toplum dinamiklerine makro bir bakış açısıyla bakma çabasından ibaret. Ve süpürgemin üstünde uçarken benim gözüme takılanlar bunlar...

Şüphesiz söylenenlerin çoğu havada kalmaya mahkum, sosyal bilimler buna yazgılı. Post modernizmi doğuran dinamik de bu. Ama yanlış da olsa üstüste koyup olup bitenleri, kırık dökük bir sonuca vardırmak sonra yeni bir değişkenle söylenenleri yeniden yıkıp kurarak yeni sonuçlar çıkarabilmek en azından hala düşünebiliyor olduğumuzu hissetmemize  yetmesiaçısından tatmin edici. Mesele bundan ibaret....

Kadın konusu problemini korumaya ve en çok su götüren konulardan biri olmaya devam ededursun biz süpürgelerimize binip dünyaya kuşbakışı bakmaya ve görünenleri aktarmaya devam edeceğiz J

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *