Bu yazı bir şikayet yazısıdır. En baştan belirteyim, bir hedef gösterme yazısıdır. Sitemden fazlası, hayıflanmaktansa azıdır…
Madem site yerel bir site, madem söz konusu Mardin ve Mardin’e dair her şey, o zaman övdüğümüz yanları kadar yermemiz gereken yönleri de var demektir. Ben çok övdüm zira sıra yermeye geldi…
Dünyanın Venedik’ten sonra ikinci sit alanı iddia edilen şehrimiz akın akın yerli- yabancı turisti çekedursun; yazılı ve görsel medyada gündemden düşmesin; dilleri-dinleri kucaklayarak dünya kültür mirasına ev sahipliği yapadursun, Mardinli gelişmeye dirensin, “öyle geleni böyle götürsün”. Doğululuğun trajik yazgısını ölümcül bir kadercilikle taşısın alnında ve en çok konuşması gereken yerde ölümüne sussun…
Yok, hayır, maalesef konu ulaşım araçlarının bakımsızlığı ve temizliği değil burada söz konusu olan, ama aslında olması gereken aynı zamanda. “Yol zaten uzun, otobüslerde wireless ya da koltuk arkası televizyon- radyo neden yok?” meselesi hiç değil. Daha onu istemek için en az 50 yıla ihtiyacımız var ya, ondan. Bu insaniyetle ilgili bir konu hepi topu(!).
Uçak biletlerinin nispeten ucuzlamasıyla orta sınıf yavaş yavaş uçağa terfi edince; otobüse talim orta direk yine yolları, saatleri alan yolculuklarla arşınlamaya devam edince; yani sınıflar arası fark iyice görünür hale geldiğinde… İşte o zaman bir üçüncü sınıf daha belirir pusların arasından. Alt sınıfın da altında olan. Hepimizden daha Ortadoğulu olan, hepimizden daha çok susan. Hala göremediniz mi? Aşağı bakın. Orda, koridordalar…
Onlar bir yolculukta, bir koltukluk saltanatı olmayanlar hani Cahit Sıtkı’nın o ünlü metaforuyla; onlar araba seyir halindeyken pencereden gelip geçen manzarayı seyretmek şöyle dursun sırtını dayayacak bir köşe bulamayanlar; yol boyunca görüş alanı koltuklu yolcuların ayaklarından ibaret olanlar; onlar herkes uykuyla kendinden geçip giderken uyandığınızda belki ayaklarınızın dibinde bulduğunuz insanlar; onlar numarasız biletliler… Numaralandırmaya gerek duyulacak bir koltukları olmayanlar…
Onları en çok bayram trafiğinin yoğun olduğu dönemlerde, ilkbaharda mevsimlik işlere giderken ya da sonbaharda dönerken görebilirsiniz. Çünkü “yollar uzun, otobüsler sayılı, biletler kapış kapış gidiyor ve herkese parasınca bir yer elbet bulunur” mantığıyla doluşturuluyorlar koridorlara, kelle hesabı sayılıyorlar; çünkü her kelle ekstradan para demek ve çünkü para her şey demek…
Evet, iki kuruş fazla kazanayım diye insanlığın ayaklar altına alındığı bir yer Mardin. Belki birkaç yerden biri ama yine de biri… Ve bu, gurur duyduğu milyon tane kahrolası tarihi, etnik zenginliği olsa da kendinden utanması için yeterli bir sebep. Zenginlik zenginliği çekermiş, o zenginlikler de zenginlere göstermelik zaten ya, kendi insanıysa söz konusu olan, boşlukta yer kaplayan varlığına bir koridorluk yeri de çok görür…
Görür, çünkü dedik ya, zaten susmaya yazgılılık demek Ortadoğululuk: jandarma geldiğinde şoförün “eğilin!” diye bağırdığı sırada can hıraş eğilerek görmezden gelinen varlıklarını iyice görünmez kılmak demek… Sonra “koltuklulardan” biri, hani kendilerine hiç benzemeyen saçlı sakallı entelce olan, boynunda fotoğraf makinesi asılmış olan var ya o işte, onlar adına şoförle kavgaya tutuştuğunda bile söyleyecek bir şey bulamadan öylece bakmak ve susmak demek…*
İşte bu yüzden hepimizden daha çok Ortadoğulular…
Bu ulaşım sorununun sadece bir yüzü, işin temizlik ve diğer teknik yeterlilik konularıyla ilgili durumu elli yıl sonraki yazımda dile getireceğim, yaşayacağımı varsayarak. Malum ona daha çok var….
Sevgiler…
* Yakın bir arkadaşım ve kendi deneyimimdir.
Latif Ay - 2010-10-26 21:13:09ağzına ,diline,yorumun ile olayları sağ duyu ile değerlendirip, cesaretin ile pekiştirip uyanmak üzere çıkış arayan bu güzel ve hakikaten çağ atlamak için çaba sarfeden bir ülkenin bireylerine klavuzluk edebilecek niteliklere sahipsin, ancak henüz keşfedilmedin , bilmem haksızmıyım. serap kaya - 2010-10-23 09:23:18arkadasim Emine,dusuncelerine sonuna kadar katiliyor ve sahitlik ediyorum.Son Ankara yolculugumda ben de ayni durumlari yasadim.Hatta gecmiste bir sikayet dilekcesi yazip valilige gonderdim.Cunku oyle zor bir yolculuk gecirmistim ki Ankara ya vardigimda sinirden oturup o asti koridorlarinin bir kenarinda hungur hungur aglamistim.Ama sonuc koca bir sifir.Dilekcemin degil dikkate alinildigi okunup okunmadigindan bile supheliyim.ve bunun nasil duzelecegini de bilmiyorum.insanlarin gozunu para hirsi cok karartmis coookkk.
Adınız/Soyadınız *
E-mail adresiniz
Yorum Detayı *