Neden feminizim?

 

Feminizm terimini herhangi bir amaçla kullananlara karsı, toplumumuzun o en tipik ‘ötekileştirici’ bakışlarından fırlatan insanımızın o terimlerin içini boşaltmadaki sıra dışı yeteneğine hayran kalmamak elde değil. Feminizm in bir tabu, yasak bir kelime ve hatta tukaka bir sözcük olarak yasaklananlar listesine alınmasının altında yatan sebep onun sadece bir gavur icadı olması değil, aynı zamanda okumuş ve dili okuduğu ölçüde uzamış kadınları kontrol altında tutma çabasının bir diğer ürünü olmasıdır. Feminist derken ortanın solu ve ortanın sağından bir gıdım öteye gidemeyen yurdum insanının aklında beliren şema erkeklere hiçbir konuda ihtiyaç duymayan ve erkekleri dünya üstünden silmeye çalışan, hepsi kazanlara atılıp yakılasılardan (bkz. 18 yy da Avrupa ve Amerika’daki cadı avlarında öldürülen binlerce kadın)  ibaret ne yazık ki. Kimsenin sorunun kökeninde yatan sebebe dair bir fikir yürütme zahmetine girdiği yok dahası, bunun kadın haklarına ilişkin mücadele olabileceğine dair bir tahmin de.

 

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecindeki ülkemizden elbette düşünsel akımların sistematik bir şekilde oturup gelişmesini, üzerine tartışılıp konuşulmasını beklemek biraz sürrealist bir yaklaşım olur ancak kadına karsı yapıldığı gün gibi ortada olan ayırımcılığın, kadını toplumsal alandan gün geçtikçe çıkarılmaya çalışılmasının ya da en azından maruz kaldığı şiddetin görmezden gelinmesi ve üzerinde konuşulmasının bile rahatsızlık uyandırması düşündürücüdür.

 

Ne kadar görmezden gelinirse gelinsin, kadın erkek ilişkisi kişisel ve toplumsal bazda politiktir çünkü içinde güç mücadelesi barındırır. Baskın taraf gücünü pekiştirirken diğer azınlık grubu ikincilleştirir. İşte bu noktada feminizmin o güç mücadelesinde dengeleyici rol oynayan hayati rolü çıkar ortaya. Sorulması gereken soru şudur: neden feminizm?

 

Feminizm çünkü… Çünkü kadın potansiyelidir, çünkü kadını uzaklaştırıldığı toplumsal alana yeniden kazandırma çabasıdır, çünkü farkındalıktır, çünkü kadının varlık sorunudur, bilincidir; çünkü mücadele devinimiyle toplumun en büyük dinamiklerinden biridir.

 

Toplumsal işlevlerini saydığımız feminizme ilişkin diğer bir soru da bunun etkili bir kadın dinamiği haline nasıl dönüştürülmesi gerektiği sorunudur. Kolektif bir bilinç oluşturma bu süreçte atılabilecek ilk ve en önemli adımdır. Kolektif bilincin kadınları olduğu kadar erkekleri kapsaması gerektiği de yazının başında belirttiğimiz “feminizm fobisi” ne bakıldığında kendiliğinden çıkıyor ortaya. Kadından ve kadının yapıcı gücünden korkmak toplumun menfaatine olacak en son faktördür. Bu böyleyken feminizm dinamiğini dışlamak ve kavramın içini boşaltmak akılcı olmaktan uzaktır. Evet, insan olma sorunu her şeyden önce gelir ama insan sınıfına giren gruplardan birinin ötekileştirildiği eşit olmayan şartlarda bundan bahsetmek gerçekçi değildir. Feminizm terimi bu noktada kendiliğinden çıkıyor ortaya: feminizm insanlığın tarihsel süreçte kendi içinde açtığı derin uçurumu kapatma çabası ve iddiasıdır ve tam da bu yüzden genel olarak insanlığa hizmet etmektedir.

 

Feminizm de dahil olmak üzere hiçbir düşünsel akım hizmet ettiği ideal ne olursa olsun dışlanamaz kaldı ki feminizm kadını olması gereken yere taşıma iddiasıyla tam da insanlığa hizmet etmektedir ve bu yüzden kadın erkek her kesim tarafından desteklenmelidir. Bu konudaki önyargıların bertaraf edilmesi ve kadın gücünün ve kadınsallığın kutsanması ve böylelikle sağlıklı bir tolumun inşası sağlanmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *